15 Mayıs 2017 Pazartesi

La Fayette

Galeries Lafayette Türkiye'de mağaza açıyor dendiği zaman samimiyetle söyleyelim umutlandık. Gerçekten işini severek yapan, saygı duyan ve kalitesini buna yansıtan, adeta bir sanat galerisi gibi yönetilen mağazacılık anlayışının, ülkemize gelmesi, ülkemiz mağazacılık anlayışına katkı sağlayacağını düşündük. 

İnternet sitelerinde kendilerini anlattıkları şekliyle sizlere paylaşmak istiyoruz. Ancak görsellerini sadece çorap gamından seçmiş olmamızı umarız rahatsızlıkla karşılamazsınız. Bugüne kadar gördüğümüz en büyük ve en çeşitli çorap reyonunun da Paris Lafayette mağazalarında olduğunu belirtmek gerekir. Bu nedenle ülkemizde açacakları mağazaları vasıtasıyla tüm mağazaların erkek çorap reyonunu da geliştirmesini umut ediyoruz. 

Gelecek vadeden bir başlangıç

1893 senesinde, Alzas’lı iki kuzen Théophile Bader ve Alphonse Kahn, La Fayette sokağıyla Chaussée d’Antin sokaklarının köşesinde 70 metrekarelik küçük bir tuhafiye açmaya karar veriyorlar.

“Aux Galeries Lafayette” ismi mağazanın konumundan ve dolaşımın reyonlar arasında yapılmasından doğuyor. Hedef iddialı olmasına karşın, konum da bir o kadar avantajlıydı; mağaza, Opera’ya ve Grands Boulevards’a yakınlığının avantajını yaşıyordu. Saint-Lazare garından bu muhite mağazaların cazibesine kapılan Parisli ve taşralı insanlar akın ediyordu.

1896 senesinde, firma La Fayette sokağındaki 1 numaralı binanın tamamını, 1903 senesinde de Haussmann Bulvarı’ndaki 38, 40 ve 42 numaralı binalarla Chaussée d’Antin’deki 15 numaralı binayı satın aldı. Firmanın ilk yıllarına damgasını vuran “mülk edinme stratejisi” önemli bir emlak alanının edinilmesine olanak verdi ve bu, ticari gereksinimlere uygun bir mimariyle birleştirildi. 

Théophile Bader Haussmann Bulvarı’ndaki 1907 senesinde tamamlanacak olan büyük ölçekli ilk yenileme işlerini, mimar Georges Chedanne’e emanet etti. Ancak asıl 1912 senesinde Chedanne’ın öğrencisi Ferdinand Chanut’nün etkisiyle mağaza yeni bir boyut kazandı.

“Lüks bir pazar”

1912 senesinin Ekim ayında açılan amiral gemisiyle Galeries Lafayette en gösterişli biçimini aldı. Théophile Bader ürün çeşitliliğin ve lüks ürünlerin müşterilerin başını döndüreceği “lüks bir pazar” hayal ediyordu. Kubbeden gelecek altın renkli ışık büyük holü kaplayacak ve ürünlerin parıldamalarını sağlayacaktı. İddia kazanıldı.

Ferdinand Chanut, Paris Art Nouveau tarzındaki bu binanın dekorasyonu için École de Nancy’nin önde gelen sanatçılarıyla çalıştı. Paris Opera’sından esinlenen gösterişli merdivenin tırabzanı, balkonların demir parmaklıklarını da tasarlayan Louis Majorelle’in imzasını taşıyor. 43 metre yüksekliğe kadar ulaşan kubbe Galeries Lafayette’in simgesi haline geliyor. Cam ustası Jacques Gruber vitrayları neo-bizans tarzda tasarlıyor.

Satış alanı iki katına çıkarılıyor ama yenilikler bununla sınırlı kalmıyor. Mağazanın 96 reyonuna satış amaçlı olmayan alanlar ekleniyor: bir çay salonu, bir okuma odası ve bir tütün salonu. Çok katlı mağazaların etkisiyle, alışveriş bir eğlence faaliyetine dönüşüyor. Binanın en üst katındaki teras panoramik bir Paris manzarası sunuyor. Yeniliğe aç müşterileri memnun etmek için Jules Védrines’in 1919 senesindeki meşhur inişi gibi özel etkinlikler düzenleniyor. Pilot, Paris üzerinden alçak irtifada uçmaktan ötürü para cezasına çarptırılıyor ama aynı zamanda havacılık tarihinin ilk suçlusu olarak ün kazanıyor.

Vitrinler, satış alanının mizanseninde tüm istek ve arzuları uyararak önemli bir rol oynuyor. Bu rolün önemi günümüzde de geçerli.

Çok katlı Haussmann mağazası halen Eyfel Kulesi’nden sonra en çok ziyaret edilen ikinci yapı. Dünyanın görülmesi gereken “büyük” yapılarından biri. Mağazada görülen simalar arasında Windsor düşesi, Ağa Han’ın karısı Begüm ve 1960 senesinin Mart ayında, soğuk savaş döneminin tam ortasında mağazayı ziyaret eden Madam Kruşçev gibi isimler var. Madam Kruşçev’in mağazanın yürüyen merdivenlerini görünce şaşkınlığını tutamayıp “Moskova metrosu gibi!” diye bağırdığı söylenir. Bill Clinton ve Londra fuarının açılışını yapmak için gelen Prens Charles da daha yakın zamanlı ziyaretçiler arasında sayılabilir.

“Tüm Paris’in en iyi pazarı”


Galeries Lafayette en baştan itibaren amacına sadık kalıyor: moda ve yenilik. Rakiplere fark atabilmek için, Théophile Bader dönemin en gözde elbiselerini her bütçe için ulaşılır kılmaya karar veriyor. Bu amaçla, yalnızca Galeries Lafayette için çalışan ve Lafayette markası altında satılan kıyafetler üreten dikim atölyeleri kuruyor veya satın alıyor.

Aynı zamanda modanın ve müşterilerinin zevk ve arzularının geçici olduğunu da biliyor. Galeries’in yöneticisi, sürekli olarak günün modasını yansıtabilmek için yaratıcı bir yöntem geliştiriyor. At yarışlarına ve operaya, yanında en gözde marka tasarımcılarının “şık elbiselerini” tedbirli bir şekilde kopyalayan bir tasarımcıyla gidiyor. Daha sonra bu elbiseler gerekli düzenlemeler yapılarak hızla tasarlanıyor.

Moda sokağa iniyor ve başarı yakalanıyor. Kısa zamanda büyük burjuvaziden, öğle yemeklerinde sadece küçük bir şeyler atıştıran dikiş işçisi genç kadınlara kadar herkes Galeries Lafayette’e akın ediyor. La Fayette caddesindeki mağazanın ön cephesine, üzerinde “Galeries Lafayette, Paris’in en iyisini sunan firma” yazan devasa bir afiş asılıyor.

Büyüme ve çeşitlenme


Mağaza sürekli olarak ürünlerini çeşitlendiriyor: geleneksel reyonlara erkek giyim, mobilya, oyuncak ve sofra sanatı reyonları ekleniyor.

Tasarıma erişimi kolaylaştırma misyonuna sadık olan Galeries Lafayette, modaya bağlılığını uygulamalı sanatlar ve tasarım alanlarına genişletiyor. Çok katlı mağaza, 1922 senesinde “La Maîtrise” adıyla uygulamalı sanat atölyeleri açıyor ve daha sonra atölyelerin sanat direktörlüğüne gelecek olan dekoratör Maurice Dufrêne’e emanet ediyor. Bu atölyeler “çocuklar ve yetişkinler” için mobilya, kumaş, halı, duvar kağıdı, seramik gibi “eserler” üretmeyi amaçlıyor. Dekoratör ikiz kardeşler Jean ve Jacques Adnet bu atölyelere katkı sağlayan ilk kişilerden oluyor.

1929 senesindeki ekonomik ve finansal krize rağmen Galeries Lafayette Haussmann Bulvarı’nda büyümeye gidiyor. 1932 senesinde, transatlantik mimarı Pierre Patout tarafından yenilenen amiral gemisi René Lalique’in cumbalarıyla Art Deco modasına geçiş yapıyor.

1941-1944 yıllarında, Galeries Lafayette arileştirmeye maruz kalıyor; işgal sırasında kurucu aile uzaklaştırılıyor, firma Kurtuluş’a kadar Vichy hükümetinin idaresine devrediliyor. Firmanın ekonomik olarak kalkınması İkinci dünya savaşının karanlık yıllarının ardından başlıyor.

Savaş sonrası zorluklarla başa çıkabilmek için Galeries Lafayette kimlik değiştiriyor. Amiral gemisinin modernizasyonu Avrupa’nın en yükseği olan yürüyen merdivenin 1951 Noel’inde açılmasıyla başlıyor. Kısa süre sonra iç holler kaldırılıyor ve 1957-1959 yılları arasında bina iki kat yükseltiliyor.

Mimari modernleşmeyle birlikte, 1952 senesinde stil bürosunun ve Moda Direktörlüğü pozisyonunun kurulması, yurtdışına açılma ve yeni tanıtım faaliyetleri sayesinde ürün çeşitliliği artıyor. Bu yeni gelişim döneminde ayrıca büyük uluslararası fuarlar organize ediliyor. Bunların ilki, 1953 Mayıs’ında “İtalyan üretiminin çiçeği” oluyor. Bunu 1961’de “ABD”, 1972’de “Afrika”, 1974’te “Rusya” ve 1995’te “Hindistan’ın Yüzleri” izliyor.

Tasarıma herkesin ulaşması fikri, 1954’te “Fransız Tasarım Festivali”ni organize eden firmanın misyonunun merkezinde kalmaya devam ediyor. Festivalde “Ucuz çirkinliğe karşı zevkli ve uygun fiyatlı ürün” ödülü veriliyor.

 Modası geçmeyen “3J” gibi müşterilerle yeni buluşma fırsatları düzenleniyor. 4 Ekim 1958’de “Diğerlerinden farklı bir gün” organizasyonu başlatılıyor. Organizasyon başarılı oluyor ve Ekim 1959’dan itibaren “3J” adını alıyor.

Altmışlı yılların başında, genç stilistler haute couture ile geleneksel konfeksiyonun arasında olan hazır giyim kavramını oluşturuyor. Galeries Lafayette her sezon bu genç yetenekleri destekleyerek onlara mağazada küçük butikler veya corner’lar sunuyor. İlk olarak 1962’de, daha sonra Sonia Rykiel adını alacak tasarımcı Laura üne kavuşuyor. Onu Daniel Hechter, Pierre Cardin, Cacharel, Yves Saint-Laurent ve Dorothée Bis gibi isimler takip ediyor.

Lafayette 1, 2, 3

1969 yılında, Mogador sokağının diğer tarafında “20 yaş kulübü” adıyla başlangıçta gençlere hitap eden yeni bir mağaza açılıyor. Mağaza, belirli bir yaşam tarzınız temsil eden birçok ürün çeşidini (kıyafet, eczane, müzik) ilk kez bir araya getiriyor. Daha sonra Lafayette 2 erkek modasına ayrılıyor ve 1990’da Lafayette Gurme ekleniyor. Galeries Lafayette böylece butikleri, hizmetleri, otoparkı ve doğrudan metro bağlantısıyla ilk ”kentsel tesis merkezi” oluyor.

1974’te, büyük merdiveninin sökülmesiyle yeni bir sayfa açılıyor ve 10 yıl sonra giriş katının orta kısmı prestijli butiklere yer açabilmek için yeniden düzenleniyor.

1980’de, Galeries Lafayette kendi “Moda Festivali” ni yaratıyor. 1999’a kadar, Festival Oscarlarıyla Galeries Lafayette için tasarlanmış en iyi modeller seçiliyor ve gösterilerini sergilemeleri için en ünlü sanat direktörleri davet ediliyor. Arka arkaya ünlü isimler katılıyor: Karl Lagarfeld, Robert Wilson, Jérôme Savary, Marie-Claude Pietragalla, David LaChapelle gibi. 1984’te, “Fransa’nın yeteneği var” fuarı aralarında Azzedine Alaïa, Jean-Paul Gaultier, Thierry Mugler ve Jean-Charles de Castelbajac gibi isimlerin de olduğu tasarımcılar katının açılışını kutluyor. 

2001 yılında, firma bir sınıf daha atlayarak iletişim faaliyetleri için Jean-Paul Goude’u görevlendiriyor. İlk reklam kampanyası olan “Leatitia Casta’nın Galeries Lafayette diyarındaki maceraları” uzun ve verimli bir ortaklığın başlangıcını simgeliyor. Fotoğrafçı, Galeries Lafayette’in değerlerini taşıyan çığır açıcı kampanyalarıyla markaya yeni bir soluk getiriyor.

2001’de Fransa’daki tüm Marks and Spencer mağazalarının satın alınmasının ardından 2004’te Haussmann Bulvarı’ndaki Marks and Spencer mağazası Lafayette Maison – Ev Eşyaları mağazasına dönüştürülüyor. O tarihten itibaren Galeries Lafayette Haussmann Bulvarı üzerinde 3 yüzünü gösteriyor.

Galeries Lafayette’in moda ve çağdaş tasarım dünyalarıyla her zaman sıkı bir bağı olmuştur. Çok katlı Haussmann mağazası önde gelen tasarımcıların ağırlandığı veya daha sonra dönemlerinin önemli referans kişiliklerine dönüşmüş sanatçıların tanıtıldığı prestijli etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır.

2001’de Galeries Lafayette grubu mağazanın ilk katında, ücretsiz ziyaret edilebilen ve sanat, moda ve tasarımla etkileşimi ön plana çıkaran Galerie des Galeries – Sanat Galerisi’ni oluşturarak çağdaş tasarımla ilişkisini perçinleme kararı aldı.

Tasarımın getirdiği artı değerin ve bununla birlikte güzel olana herkesin ulaşabilmesindeki rolünün farkında olan Galeries Lafayette, çeşitli sponsorluk faaliyetleriyle bu misyonunu devam ettiriyor. Pompidou Merkezi, Modern Sanat Müzesi ve Hyères’deki Villa Noailles başta olmak üzere günümüz sanatçılarının yanında duran kurumları destekliyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder